Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  Forumu AraArama  YardımYardım
  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
Usta Şairlerimiz
 Özel Forum : Usta Şairlerimiz
Konu Konu: ABDÜLKADİR BUDAK Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Mesaj << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
ismet
enderunlu
enderunlu
Simge

Kayıt Tarihi: 29-Kasım-2004
Aktif Durum: Pasif
Gönderilenler: 1144
Gönderen: 10-Haziran-2008 Saat 12:02 | Kayıtlı IP Alıntı ismet

Gizli Cam Parçaları

Şehrin ortasındaki kır çiçekleri
Usulca çekildiler geldikleri yerlere
Kapatsak da olur artık camlarımızı
Balkonumuza serçeler beklemesek de

Şehrin ortasındaki kır çiçekleri
Çekildiler diyorum Metin Abi örneği
Ah hepimiz oluyoruz giderek
İntiharların çünkü biçimleri değişti

Büyük kalabalıklardaki yalnızlık intihardır
Görkemli caddelerin açılması uçuruma
Yapma çiçekler götürmek sevdiğimize
Yazmamak intihardır duyumsayıp da

Kesen bıçak değildir insanın bileğini
Yüreğimin kıyısındaki "gizli cam parçaları"
İntihardır bu çağda ağlamayı bilmemek (*)
Nilgün Marmara'yı sevmek, Beşir Fuat'ı

Ecza dükkanının önünde Metin Abi olsaydı!

Abdülkadir Budak

(*) İntihar eden Şair Metin Akbaş’ın bir dizesi

 

Oy

Binbiriki türlü
Evler insanlar gördüm
En sunturlusundan
Yalınayapına
...
Ama en çok
Yalınlarını sevdim
Evlerin insanların
...
Evleri insanları yazanları da

Metin Aktaş

 

Yukarı Dön Göster ismet's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: ismet
 
Azra Reyhan
enderunlu
enderunlu
Simge

Kayıt Tarihi: 29-Ocak-2008
Aktif Durum: Pasif
Gönderilenler: 288
Gönderen: 11-Haziran-2008 Saat 18:48 | Kayıtlı IP Alıntı Azra Reyhan

 

 
 
Merhaba Dostlar,
Sizlere, Sincan bahçelerinden,
Abdülkadir Budak'tan
Sardunyalar getirdim. Sevgiler getirdim.
 
Şair Abdülkadir Budak,hepinize sevgilerini gönderdi.
Bizimle birlikte
sitemizi izliyor,şairimiz.
 
 
 
 
DERE BÖYLE NEREYE
 
Hani bahar aylarında kıyılarında açan
Paptyalar söylesin senin özgeçmişini
Üstüne kurulan ahşap tahta köprüler
     Su içmeye sokulan ürkek ceylan anlatsın
İri memeleriyle eğilip doğrularak
Tokaçlarla çamaşır yıkayan kadınların
 
Ey dere ne şanslısın,doğa öyle söylüyor
Ağaç büyür,ot biter geçtiğin yerde senin
Sana uzatır kızlar beyaz bacaklarını
Herkes seni çağırır bahçesine,bağına
Ay buluta girende,el ayak çekilende
Sen sokuluverirsin bir gölün yatağına
 
Nice vadiler tanırsın,akıp giden ovalar
Nice çakıl taşlarını okşar dalgacıkların
Bazen genişlersin sen,kıvrılır incelirsin
Üstüne söğüt dalları abanır esintide
Ekili topraklara uğramayı seversin
Katkın var sofralara uzanan berekete
 
 
 
 
 
 
 
Şair Budak'ın,Ankara Sincan'da,ülkemizin her yerinden
gelen şairlerin uğrak yeri bir ofisi var.'SİNCAN İSTASYONU'
dergisini yayımlıyor.İçeriği zengin bir dergi.
 
Kızı Emel Güz de şair.
 
Hepinizi yolunuz düşerse.  bekliyor.

 

 

Şairimizin ödülünü yürekten kutluyoruz.

 

BOZGUNUMA BİR AĞIT

Düşerken ellerimden tutmuşsa şiirlerim

Dizlerimde niçin yara var peki?

Oyuncaklarım mıydı kitaplarım acaba

Kimi çocukların beğenmediği

 

Kanayan yanlarımın tutanakları

Çiçeklere ad koymaktan vazgeçti

Acıyan yerlerimi yazmam bir daha

Kimi çocukların o çok sevdiği

 

Sevgili Dostlar,şair ile ilgili haberleri sizlere

ulaştırmayı sürdüreceğim.Hepinize sevgiler.



__________________
En yalçın dağısın ömrümün - Hasan dağı gibi aşamadığım
Yukarı Dön Göster Azra Reyhan's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: Azra Reyhan
 
ış
Alaylı
Alaylı
Simge

Kayıt Tarihi: 18-Mart-2008
Aktif Durum: Pasif
Gönderilenler: 10
Gönderen: 11-Haziran-2008 Saat 20:22 | Kayıtlı IP Alıntı ış



ozan ne güzel oynuyor kelimelerle.. kalemlerin üzerinde dans
ediyor sanki.

hakettiği bu anlamlı ödül için, kendisini yürekten kutluyor, başarılarının
devamını diliyorum.

ve sevgili Azra Reyhan, şiire olan sevdan için sana binlerce kez teşekkür
ederim.

Herkese sevgiler

ışık


__________________
ışık
Yukarı Dön Göster ış's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: ış
 
ış
Alaylı
Alaylı
Simge

Kayıt Tarihi: 18-Mart-2008
Aktif Durum: Pasif
Gönderilenler: 10
Gönderen: 11-Haziran-2008 Saat 20:28 | Kayıtlı IP Alıntı ış



...İmzası gül, bir hançere oyulmuş
Kanayan bir kalbin üzerindeki
Yazmıyorum ölüyorum diyerek
Güllerle örtüyor bir şair cesedini

Abdülkadir BUDAK


__________________
ışık
Yukarı Dön Göster ış's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: ış
 
Azra Reyhan
enderunlu
enderunlu
Simge

Kayıt Tarihi: 29-Ocak-2008
Aktif Durum: Pasif
Gönderilenler: 288
Gönderen: 12-Haziran-2008 Saat 00:37 | Kayıtlı IP Alıntı Azra Reyhan

Abdülkadir Budak,kızı Emel Güz ile.

 

YAZ KALIR

Kimbilir kaça katladı

Yerleştirdi bavuluna

Mavi desenli bir yazı

 

Islaktı yaz,güneşliydi

Yanıldım renk konusunda

Mavi değil lacivertti

 

Üstünü değişti kumda

Tak tak vurmadan az önce

Güzün ahşap kapısına

 

Islak gömlek,ılık rüzgâr

Kalır deniz çağrışımlı

Martıyla birlik anılar

 

Memeleri ve bir de

(Ayıptır söylemesi)

Yanmamış o kız nerde

 

Diye bakındı etrafa

Yazı özenle katlayıp

Yerleştirirken bavula

 

Ne kaldı yaz hasadından

Dedi,girmeden az önce

Güzün ahşap kapısından

 

                                                   Abdülkadir Budak

Abdülkadir


__________________
En yalçın dağısın ömrümün - Hasan dağı gibi aşamadığım
Yukarı Dön Göster Azra Reyhan's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: Azra Reyhan
 
Serpil
enderunlu
enderunlu
Simge

Kayıt Tarihi: 17-Şubat-2005
Aktif Durum: Pasif
Gönderilenler: 930
Gönderen: 12-Haziran-2008 Saat 09:48 | Kayıtlı IP Alıntı Serpil

Günaydın...

Sevgili şairimiz Abdülkadir Budak'ı hakkettiği bütün ödüller için kutluyorum. Kendisine kırmızı karanfillerden bir demet sunmak istedim.

Sevgili Azra Reyhan ne güzel bir gün başladı , teşekkürlerimiz yine sana

AŞK BENİ GEÇER
Çünkü bacakları uzun, mesafe tanımıyor
Çünkü rüzgârın atında, büyük deneyiminde
Elbette aşk beni geçer haritayı kendi çizmiş
Dağları iyi biliyor, nehirleri de

Bir ateşin koynunda uyuyorken bile geçer
Serin su başlarında dinleniyorken bile
Ve ben onun peşinden kurşun olsam yetişemem
Okyanusa vardığında göle gelmiş olur muyum
O çınar olduğunda yaprak olur muyum ben?

Bir dille yetinirim, bütün dilleri öğrenmiş
Dumana tanım ararım, yangınlardan geçmiş o
Ben merdiven arıyorken çoktan çıkmıştır göğe
Bir kadının saçlarına takılıp kalmış iken
Ruhunu ele geçirmiş binlerce sevgilinin
Bende bir esimlik yel, onda her zaman deprem
Elbet aşk beni geçer
Tren rayların üstünden

Aşk şiiri yazdığımı sanırım, ne hafiflik
Destanı bitirmiş olur ben çıkarken ilk dizeden
Uçup gitmiştir evet dünyayı kanat eyleyip
Ben iki teleği yanyana getirmişken

Aşk beni bir daha geçer
Tren rayların üstünden

Abdülkadir  BUDAK


 



__________________
Kalbim görmesin
Gözyaşım duymasın
Ruhum sakınsın
Acı veren tutkularımdan
Yukarı Dön Göster Serpil's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: Serpil
 
ismet
enderunlu
enderunlu
Simge

Kayıt Tarihi: 29-Kasım-2004
Aktif Durum: Pasif
Gönderilenler: 1144
Gönderen: 12-Haziran-2008 Saat 11:46 | Kayıtlı IP Alıntı ismet

 

Kendi kaleminden şairin evini tanıyoruz.

 

Abdülkadir Budak'ın evi

29/6/2007
 
 

Tereddüt içindeyim, “şairin evi”ni mi anlatmaya çalışmalıyım, “şairlerin evi”ni mi? Başlarda Abdülkadir Budak'ın sayılırdı bu ev, ama artık öyle değil. Daha önce Yasakmeyve dergisinde yazdım; “bir evde üç şair” var. Demem o ki, ben “kendi evimi” anlatırken, onların, yani Emel Güz ile Orhan Göksel’in evini de anlatmış olacağım. Aynı eşyaya aynı yerden, aynı biçimde bakmayacağımızı, bakamayacağımızı da biliyorum ama, yine istek üzerine denemiş olacağım. Öyle görünür de, balkon aynı balkon değildir bizim evde, masa aynı masa, odalar aynı odalar değildir. Başka birine söylesem şaşırır da,  bir anlam veremez de, öteki iki şair anlar bunu, anlam verir. Şairi ötekinden ayıran neye baktığı değil, neyi gördüğüdür çünkü, nasıl gördüğü. Bizde de biraz öyledir.

Daha baştan belirtmeliyim ki, “Üç kitabı burda yazdım bu evde / Çekiç ve çivilerle” dediğim o ev bu ev değildir. Yani Ev Zamanı kitabı burada yazılmamıştır. Şimdi oturduğum evde yazılmış şiirler vardır da, yapılmış bir kitap yoktur henüz. Buradan, yakın bir zamanda yeni bir eve taşındığımız çıkarılabilir elbette; on bir kitabımın toplanıp Dalgın Rüzgâr adıyla yayımlandığı da. Oralarda, öteki evlerde dağıttıklarımı, burada, bu evde toplamışım demek.

Şairin evi, yatmak için değil yazmak içindir desem abartmış olur muyum? Hiç sanmıyorum. Bir evde üç şairle yaşamak durumunda kalan eşim de böyle düşünüyor çünkü. Şikâyet ettiği için değil de, böyle düşünüyor. O bizim ilk ve tek okurumuzdur bu evde, tarafsız olduğu için de en sıkı eleştirmenimiz. Yazarken, ondan ayrı düşerken biz onun gözünün yaşına bakmayız da, yazdığımızı okurken o da bizim gözümüzün yaşına bakmaz.

İnsanın “şiir evi” diyesi geliyor da, bu “şairin evi”, afedersiniz “şairlerin evi” Ankara’nın neresindedir? Batısındadır. Eski İstanbul yolu üzerinde, şehrin merkezine yaklaşık 30 km uzaklıkta Eryaman adı verilen bir semttedir. Sincan’a 7 km mesafede, yeni, şirin bir yerleşim alanıdır. Çok katlı yapılardan ve 16 siteden oluşmasına karşın, “Eryamanevleri” yeşili çok, betonu az bir görünüm verir. Site adlarına şair eli değmiş gibidir. “Yeşil Manolya”, “Günizi”, “Özgün İpek” gibi özgün sayılabilecek site adları mevcuttur. Bizimki de fena sayılmaz hani; adı “Hassas Çizgi”dir. Eh eski bir solcunun adresine de “Dil Devrimi Caddesi” yakışır öyle değil mi? 56/25 mi? Blok ve kapı numarası canım!

Sekiz katlı binanın yedinci katında oturmak, insanlara tepeden bakmak anlamına gelmez bizde. Görüş mesafesini daha geniş tutmak anlamına gelir. Hem sonra, içeride okumaktan, yazıyor olmaktan o güzelim balkona çıkmak, orada oturup çay içmekten nasibini alan kim ki, eşimden başka.

En çok yakındığı şeydir şair çocukların annesi olan eşimin. Şiir bizim yazgımız, çayı balkonda yalnız içmek de onun yazgısı.

“Biz ayrı dört kişiyiz akşamın sofrasında” demiştim ya, o hesap.

Emlakçı diliyle konuşacak olursam, 2+1 bizim evimiz. Salonu da, balkonu da büyük bana kalırsa; ama en büyük, en geniş, bunun için de en ferah olanı çalışma odamdır. Odamız mı deseydim? Kız Avukat, daha çok bürosunda çalışıyor şiirlerine, oğlan ise yılda birkaç kez yazıyor, o kadar. O halde, içlerinde en çalışkan şair benim, en yazamadan edemeyen yani. O halde “şiir odası” bu evde daha çok da bana ait olmalı. Şiir odası demem şairane bir yakıştırma sayılmamalı; hem bir zamanlar yayın yönetmenliğini yaptığım bir şiir dergisinin adını taşıyor, onun aziz hatırasını yaşatıyor bu oda, hem de bilgisayar masasının dolap kapağında öyle yazıyor. Burası gerçekten bir şiir odası. Bilgisayar masasına oturduğumda, karşımda daha başka neler var? İki sıra kitap rafı var. Üst rafta Can Yayınları’nın şiir dizisinde yer almış olan kitapların tümü var. Eh o kadarcık olsun, en başta YKY arasından çıkmış olan toplu şiirlerimden oluşan Dalgın Rüzgâr var; o da oradaki yerini yakın zamanda almış oldu. Alt gözde sözlükler, yazım kılavuzları, birkaç şair-yazar sözlüğü ve Mehmet H. Doğan’ın hazırlamış olduğu şiir yıllıklarının tümü. Ötekiler de. Niye oradalar, belki de şunun için: Değişik şairlerden farklı şiirler okuma ihtiyacıma karşılık gelsin diye.

Olabilir, niçin olmasın?

Solumda daha çok da şiir ve şiir üstüne yazılmış yazılardan oluşan kitapların bulunduğu kitaplık var. Sağımda, yorulduğumda uzandığım, hatta bir süre kestirdiğim ve fakat Orhan Göksel’e ait bir yatak. Yatağın dokunduğu duvarda asılı bir tablo. O da benim “eserim”. Kenan Paşa’nın kulaklarını çınlatmış, ona Fikret Otyam’ın açıp kazandığı bir liralık mahkemeyi hatırlatmış olmayayım da, benimki de bir kopya.

Hâlâ masadayım. Arkamda kitaplığın bir ‘L’ çizmiş devamı. Ortada dosyalarımın olduğu iki kapaklı bir göz. Elim en çok oraya gider doğal olarak.

“Eşyalara bakmaktan birbirimize / Bakmayı unuttuk fark etmedin mi?” dizelerini yazdıktan sonra birçok eşyayı balkondan değilse bile sokaktan fırlatıp attım. Tıklım tıkış değildir benim evim, yalındır. Şiirlerime benzer biraz. Salonu, yatak odasını, mutfağı falan anlatmaya gerek var mı?

Bu yazının konusu olarak “şiir mutfağı”nı, evet.

Behçet Necatigil için “odası dünyadan büyük” denmiştir.

Benim için de, pardon bizim için de öyle olsa gerektir.

 

ABDÜLKADİR BUDAK

 

" Cebinize göre kültür-sanat dergisi katladık dergisinin Şairin Evi köşesinden alınmıştır. "

 

 

Yukarı Dön Göster ismet's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: ismet
 
çiçekçi
enderunlu
enderunlu
Simge

Kayıt Tarihi: 26-Kasım-2004
Aktif Durum: Pasif
Gönderilenler: 907
Gönderen: 12-Haziran-2008 Saat 12:58 | Kayıtlı IP Alıntı çiçekçi

 M E R H A B A

SEVGİLİ AZRA REYHAN BİZİ ABDÜLKADİR BUDAK'IN EVİNE GÖTÜRMÜŞ. SICAK BAKIŞLARINI, KIZININ GÜZEL YÜZÜNÜ GÖRDÜK.

BU NE GÜZEL BİR SÜRPRİZ !

SEVGİLİ İSMET ŞAİRİN EVİNİ SENİNLE GEZDİK. ARTIK HER TARAFINI GÖRMÜŞ KADAR TANIDIK GELİYOR BANA.

ŞAİRİN HER SEYİ SADE, AÇIK, ORTADA.. AMA ŞİİRLERİNDE BAŞKA BİR EVREN VAR. BİZİM GÖRDÜKLERİMİZDEN FARKLI ALGILIYOR  DÜNYAYI, FARKLI GÖRÜYOR.

BİZ O EVİN BALKONUNDA OTURSAYDIK, BÖYLE BOL ÇAĞRIŞIMLAR YAŞAR MIYDIK, HİÇ SANMIYORUM.

 SİNCAN'DA BİR SOKAĞIN
BALKONDAN GÖRÜNÜŞÜ

Kendine bile açılmayan bahçenin kapısından
Çocukluğumun yitik lale çalma girişimleri
Korkuları görünüyor sokak adlı bu aynada
Düşük ölçekli depremi andıran bir ihtiyar
Son kez dokunuyor sanki gecenin saçlarına

Yüz metre kadar ilerde nasırlı el öpülüyor
Yeni evli olduğunu sandığım iki insanca
Üç-beş omzun üzerinde beliriyor bir tabut
Çiçek düşüyor saksıdan, yılan akıyor balkona

Başka neler görünüyor, Sincan'da bir sokağın
Gözlerine büyüteçle baktığım zaman
Gözyaşı deseniyle süslenmiş bir mendilin
Takıldığı netleşiyor sokağın yakasına
Acelesi varmış gibi söz ettiğim ölünün
Ulaştığını görüyorum bir camii avlusuna

Yerde pankart yırtıkları, güz resminin üstünden
Koşarak geçtiğini görüyorum gençlerin
Birisi bana benziyor, lise sonda olmalı
İzmaritli günlerimi, ilk içkimi andırıyor
Çantasında şiir vardır, yüreğinde leylâ'sı

Yürüyüşüm değişirdi aşık olduğum zamanlar
Kimse beni tutamazdı dördüncü kat balkonunda
Bütün sokak duyardı, yirmi beş yıl öncesi
Sesim fena sayılmazdı elbet aşk şarkısında

Annemin öldüğünü hiç kimse farketmemiş
Saçı sarmaşık ablamın, sesi kuş çığlıkları
Balkonumdan bakıyorum, kendi içine çıkıyor
Parka teğet geçmiyor, sokak değil içkanama
Şiirini yazmalıyım bana benziyor çünkü
Akrabalar arasındaki müthiş yalnızlığıma

Bol gelirken gündüze gecenin elbisesi
Ankara'da başladım yeni bir gurbet faslına
Ben gelince gitmiş herkes, çiğdemler, çiçeklerle
Hiçbir şey görünmüyor, Sincan'da bir sokağa
Ya bir perde çekilmiş ya da perde gözlerimde
 


__________________
Yukarı Dön Göster çiçekçi's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: çiçekçi
 
ZEYNEP
enderunlu
enderunlu
Simge

Kayıt Tarihi: 26-Kasım-2004
Aktif Durum: Pasif
Gönderilenler: 890
Gönderen: 12-Haziran-2008 Saat 13:06 | Kayıtlı IP Alıntı ZEYNEP

MERHABA ARKADAŞLAR

SEVGİLİ ÇİÇEKÇİ'NİN SÖYLEDİKLERİNE BEN DE KATILIYORUM. KIRAĞI YAĞMIŞ BİR ÇİÇEĞİ GÖRDÜĞÜMÜZ ZAMAN ( AY NE GÜZEL) DER VE DUYGULARIMIZI ANLATACAK BAŞKA SÖZCÜK BULAMAYIZ. FAKAT ŞAİRLER BİZ O ÇİÇEĞİ GÖRMEDEN DE ŞİİRİYLE O DUYGUYU BİZE VERİRLER, KIRAĞI YAĞMIŞ ÇİÇEĞİ BİZE HİSSETTİRİRLER.

SEVGİLİ ABDÜLKADİR BUDAK GİBİ ŞAİRLER İSE BİZE HAYATIN ANLAMINI DUYUMSATIYORLAR. ONLARA MİNNET BORÇLUYUZ.

 



__________________
Yukarı Dön Göster ZEYNEP's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: ZEYNEP
 
ESRA
enderunlu
enderunlu
Simge

Kayıt Tarihi: 15-Aralık-2004
Aktif Durum: Pasif
Gönderilenler: 630
Gönderen: 12-Haziran-2008 Saat 14:36 | Kayıtlı IP Alıntı ESRA

Merhaba

Ben de Sevgili Serpil gibi elimde çiçeklerle, Sayın Abdülkadir Budak'ın evini ziyaret ediyorum.

Saygıyla hayranlıkla çalışma masasını, kitaplarını, ödüllerini, çayını, sigarasını, masanın üstündeki sıklemen çiçeğini inceliyorum.

Ne büyükmüş masa diyorum, bütün dünya üstüne serilmiş.

Şairin kızı Emel Güz'e bakıyorum. Elini babasının koluna koyuşunda ( bu benim babam) deyişi var ki çok hoşuma gidiyor. Gözlerinden babasına sevgi akıyor.

Sanatçıların çocukları nasıl olur diye çok düşündüm.

Şair Özel Arabul ve kızı şair Ece Z. Arabul'u çok yakından tanıyoruz. Acaba genlerle mi ilgili ? Fakat  Tevfik Fikret'i hatırlıyorum. Oğlu Haluk'u. Şair genlerine ihanet mi edildi?

Orhan Pamuk'un babası da gizli bir yazarmış. Bavul 'da okumuştuk.

Alexandre Duma'lar.. Baba oğul yazarlar..

Aziz Nesin ve oğulları..

Abdülkadir Budak ve kızı Emel Güz..

Emel Güz'ün şiirlerini okuyup buldum. Babasının şiirlerinden esinlenmiş mi diye baktım.

"ne zaman çalsam kapını senin

rehin bırakır ayaklarını çilingir kadınlar

göğün deliğinden fırlatırlar

aşk'ın alevden çamaşırlarını

yanlış zillere davranırım

daha bitmedi mi bitmedi mi

bir çocuk gibi sabırsızım

bu ilk yolculuğumda

 

aldırma

yanmam gerek korunmak için ateşten

sıkılgan bir yatakta kurmuş

annem benim hayalimi

oyunlarla varoldu dünya bile

şimdi yalnızım

güvercinler eteklerime saklandı"

Emel Güz iyi şair.

Biz şiir eleştirmeni değiliz. İyi okuyucularız.

Şairin evini ve ailesini kadar bu kadar yakından tanımaya başladıysak

acaba kendisini gerçekten tanımış olur muyuz ?

Hiç sanmıyorum.  

 

 



__________________
Yukarı Dön Göster ESRA's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: ESRA
 

<< Önceki Sayfa Sonraki >>
  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide